#

Gündem

Selçuklu’nun izlerini arama çalışmaları

1220’li yıllarda Anadolu Selçuklu Hükümdarı Aleaddin Keykubat tarafından yaptırılan Keykubadiye Sarayı’nda yapılan kazı çalışmalarında Selçuklu’nun izleri aranmaya devam ediyor.

Anadolu Selçuklu döneminin ünlü saraylarından biri olan Kayseri’deki Keykubadiye Sarayı’nda kazı çalışmaları sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Ali Baş başkanlığında devam eden çalışmalarda Selçuklu’ya dair yeni gelişmeler için kazılara devam ediliyor. Kayseri Şeker Fabrikası içerisinde bulunan Şeker Gölü’nün yanındaki Keykubadiye Sarayı’ndaki çalışmalarda Anadolu Selçuklu döneminin saray yaşantısı ile ilgili bulgular da ortaya çıkarken, Tonozlu yapı çevresinde bulunan divanhane hakkında da daha detaylı bilgi edinilecek çalışmalar yapılıyor.

Çalışmalarda hamam olduğunu düşündükleri yapıya ulaştıklarını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Ali Baş, “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesi adına Kayseri Keykubadiye Sarayı kazısını yürütüyoruz burada. Bu yılki çalışmalarımız Temmuz ayı başlarında başladı ve devam ediyor. Biz öncelikle tonozlu yapı diye bahsedilen ‘büyük köşk’ diye de isimlendirilen yapının etrafındaki çalışmalarımızı tamamlamaya çalışıyoruz. Bizim için önemliydi çünkü yönetim birimi, divanhane dediğimiz birim bu yapının etrafında 2021 yılında ortaya çıkmıştı. 2022 yılında alanı genişlettik ve daha farklı birimlerle karşılaştık. Bu sene de bütünüyle etrafı açıp başka hangi tür yapılar olup olmadığına karar vermeye çalıştık. Geçen sene açtığımız alanın birisini biraz daha genişleterek hamam olduğunu düşündüğümüz bir mekanımız var. Orada hamam mimarisi açısından güzel bir alan. Hatta geçen sene yine çok sayıda künklerinin olduğundan bahsetmiştik. Hamama ya da farklı yönlere doğru giden künkler vardı” dedi.


Baş, tahribatların çok fazla olduğunu fakat Selçuklu’nun izlerini arama çalışmalarının da devam edeceğini söyleyerek, “Bu sene yaptığımız çalışmalarda özellikle yapının kuzeyine doğru yürüttüğümüz çalışmalarda şimdiye kadar geç dönem dediğimiz erken zamana kadar giden ve Selçuklu zamanına kadar olan çok sayıda duvarla karşılaştık. Bu duvarlarda farklı malzemeler çıkıyor el sanatları ürünleri ve küçük buluntular çini seramik anlamında ama bizim burada en büyük şanssızlığımız özellikle küçük buluntular açısından çok fazla tahribata uğramış olması. Yani neredeyse sağlam kalabilecek ya da denebilecek özellikte buluntu ele geçmiyor birkaç örnek dışında. Selçuklu sonrasında çok büyük tahribatın olduğunu gösteriyor bize burada. Özellikle geçen yüzyılın başlarından itibaren daha da fazla gibi ki biliyorsunuz burada 1950’li yıllardan itibaren şeker fabrikasının kurulmasıyla birlikte lojmanların vesaire inşa edilmesi var.

Bu süreçte de herhalde üstteki yapının taşları sökülüp götürülmüş olmalı. Alttan temeller çıkar düşüncesiyle kazımıza devam ediyoruz ama alttan da gelen temeller geç dönemin temelleri. Yani Selçuklu temellerine çok rastlayamadık bu anlamda. Geçen sene ve önceki sene yaptığımız çalışmalarda özgün Selçuklu temelleri bulmuştuk ama bu sene henüz daha kazdığımız alanda tabi ne olduğunu bilmiyoruz alanın devam ediyor mimari anlamda Selçuklu izlerini yakalayamadık. Çalışmalarımız Ekim ayı ortalarına kadar sürecek. Belki burada biraz daha devam edip, önceki senelerde kazı yaptığımız 4 kemerli yapı diye bahsettiğimiz yapı çevresinde önümüzdeki günlerden itibaren burada çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.