TBMM’de kürsüye gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, medyada teknolojinin gelişmesiyle yeni mecralar oluştuğunu kaydederek, kanunlar ve anayasa çerçevesinde medyanın denetimi hususunda kendisini sürekli geliştiren bir anlayışa sahip olunması zorunluluğundan bahsetti. Özdemir, şu ifadeleri kullandı:
“Medya, toplumun haber alma özgürlüğü konusunda anayasal güvence altındadır. Tüzel kişilikler arasında da medya kuruluşlarımız saygın ve güzide bir yere sahiptir. Tarihsel perspektifle değerlendirildiğinde, medya kuruluşlarının zaman ve teknolojinin gelişmesi ile kendisine yeni mecralar oluşturduğu görülmektedir. Yazılı basınla başlayıp, önce işitsel, ardından görsel alanla devam eden mecralara son olarak internet ve sosyal medya yayıncılığı eklenmiştir. Durumu bu haliyle ele aldığımızda, kanunlar ve anayasa çerçevesinde medyanın denetimi hususunda dinamik ve kendisini sürekli geliştiren bir anlayışa sahip olunması zorunluluğu karşımızda durmaktadır.”
Genel Başkan Yardımcısı Özdemir, yayıncı kuruluşların reyting elde etme kaygısıyla hareket ederken neredeyse hiçbir ölçü ve ilkeyi benimsemiyor olmalarının bireysel ve toplumsal bozulmayı beslediğini dile getirdi. Özdemir, bu konuda RTÜK’ün daha etkili, kararlı ve yasalar çerçevesinde tarafsız bir hizmet vermesinin beklendiğini vurguladı.
Konuşmasında, medya denetimini zorlaştıran faktörlere de dikkat çeken Özdemir, şu açıklamalarda bulundu:
“Bununla beraber, hedef ülke üzerindeki politikalarını uygulayabilmek için kamuoyunu etkilemek üzere faaliyet yürüten diğer ülkelerin ve kuruluşların varlığı medya denetimini zorlaştıran faktörler arasındadır. Özellikle medyanın kimi unsurlarının bazı yabancı vakıf ve diğer yapılanmalar tarafından karanlık maksatlarla fonlandıkları da malumdur. Bugün özellikle televizyon ve dijital medya yayıncılığı sahası toplumun huzuru, milli dayanışma ve ahlak anlayışımız açısından vuku bulan yüksek sorunların ana kaynağından biri haline gelmiştir.”
Özdemir, yayıncı kuruluşların reyting uğruna ölçü ve ilkeleri hiçe saydığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Ne yazık ki yayıncı kuruluşların, daha fazla izlenme ya da başka bir ifadeyle reyting elde etme kaygısıyla hareket ederken, neredeyse hiçbir ölçü ve ilkeyi benimsemiyor olmaları bireysel ve toplumsal bozulmayı beslemektedir. Şiddetin her türlüsü özendirilmekte, vahşet örneklendirilmekte, ahlaksızlık adeta teşvik edilmekte, insanlık dışı her eylem giderek daha fazla meşru gösterilmeye çalışılmaktadır.”
Tartışma programları konusuna da değinen Özdemir, şu eleştirilerde bulundu:
“Hele hele tartışma programları adı altında sergilenen kimi kepazelikler ise tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. Bu tarz programlarda siyasal karşıtlık, sizden olmayana her türlü iftirayı atmaya, yalan ve yanlış beyanlarla dolu ithamlarla her türlü sözü söylemeye hak tanımaktadır. Akla ziyan, vicdana aykırı, hak ve hürriyetlerin tamamına zıt olarak sürdürülen bu yayınlarla gerçekte ne iktidar karşıtlığı ne de siyasi bir aidiyet beyanı yapılmakta, özde bilinçli bir şekilde yozlaşma beslenmektedir.”
Medya yayın politikalarının kasıtlı bir çabanın ürünü olduğunu belirten Özdemir, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Biz bu türden girişimleri ise çok iyi tanıyoruz. Demokrasi dışı eylem ve ara rejim hedefinde olanlar, arzu ettikleri iklimi oluşturabilmek için medyayı her daim araç olarak kullanmışlardır. Türkiye bir yandan büyük bir toplumsal kucaklaşma ve kaynaşmaya yönelik son derece değerli adımları atarken, diğer yandan bölgesel ve küresel meselelerde liderliğini konuşturmaktadır.”
Son olarak Özdemir, RTÜK’ün daha etkili bir hizmet vermesini beklediklerini ve bu kapsamda RTÜK bütçesine olumlu yönde oy vereceklerini belirtti. Konuşmasını, “Gazi meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum” sözleriyle tamamladı.








