Papa 14. Leo’nun, Birinci İznik Konsili’nin 1700. yılı gerekçesiyle gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Ziyaret kapsamında İstanbul ve Ankara temaslarını tamamlayan Papa’nın bugün İznik’e geçmesi beklenirken, Yeniden Refah Partisi Bursa İl Başkanı Mehmet Kaygusuz yazılı bir açıklama yaparak ziyareti sert sözlerle eleştirdi.
Kaygusuz, ziyaretin “hac ya da turistik” bir etkinlik olmadığını, Vatikan’ın bu programı siyasi bir manevra olarak planladığını öne sürdü. Papa’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin ve ziyaret logosunda kullanılan sembollerin diplomatik bir mesaj taşıdığına dikkat çeken Kaygusuz, açıklamasında Türkiye’nin milli egemenliğinin hedef alındığını savundu.
Açıklamasını daha da sert bir dille sürdüren Kaygusuz, Türkiye’nin Lozan ve Anayasa ile çizilmiş egemenlik sınırlarına vurgu yaparak hükümeti uyardı.

Ardından Yeniden Refah Partisi Bursa İl Başkanı Mehmet Kaygusuz’un kamuoyuna yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
YENİDEN REFAH PARTİSİ BURSA İL BAŞKANI MEHMET KAYGUSUZ’UN AÇIKLAMASI
(Açıklamayı aynen korunmuş şekilde aşağıya ekliyorum)
Katolik Kilisesi lideri Papa 14. Leo’nun, Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü bahanesiyle, Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos ile birlikte gerçekleştirdikleri ve dün Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle zirveye taşınan Türkiye ziyareti, basit bir “hac” ya da “turizm” faaliyeti olarak kabul edilemez.
Bu ziyaretin zamanlaması, içeriği ve Vatikan’ın resmi açıklamalarında kullanılan dil, ve ilk kez böyle bir ziyaret için düzenlenen, boğaz köprüsüne asılan haç ve İstanbul’u tarassut eden illuminati sembolü göz bulunan ziyaret LOGOSU meselenin tamamen siyasi ve diplomatik bir ajanda taşıdığını açıkça göstermektedir.
İznik Ziyareti: Dini Değil, Siyasi Bir Manevradır.
Vatikan’ın bu geziyi Hristiyanlığın ilk evrensel (ekümenik) buluşması olan ve birinci Konsil’in 1700. yıldönümünde yapılması nedeniyle “hac” olarak nitelendirmesi, ardındaki siyasi amacı gizlemeye yönelik bir kılıftır.
Siyasi Odaklıdır: Papa’nın ziyaret programında ilk sırayı dini törenler yerine, Cumhurbaşkanı düzeyinde resmi siyasi temasların alması, ziyaretin asıl zemininin din değil, diplomasi olduğunu kanıtlamaktadır.
1453’ten beri ecdadımızca her dönemde bu tarz istekler red edilmiş, tüm Osmanlı sultanlarınca böyle bir izin verilmemiştir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Konsil’in 1600. yılı için benzer bir büyük Ortodoks ayinine, “Türkiye’nin dini ve milli egemenliğine gölge düşürülmesine neden olacağı için izin verilmeyeceği” gerekçesiyle kesinlikle izin vermemiştir. Ecdadımızın ve Atatürk’ün gösterdiği bu kırmızı çizginin bugün görmezden gelinmesi kabul edilemez.
Ziyaretin stratejik hedefi odağındaki İznik’teki eski kilise ve şimdiki Ayasofya Orhan Camii’nin sembolik kullanımı, Hristiyan mezhepleri arası uzlaşma adı altında Türkiye topraklarında ekümenik bir diyalog merkezi oluşturma çabasının parçasıdır.
Rahmetli Milli Görüş liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye’miz üzerinde en az üç devletin kurulma planları yapılmaktadır demekteydi. Bu devletlerin biri de bugün ekümeniklik iddiasıyla ortaya çıkanların İstanbul-İznik ekseninde hortlatmaya çalıştıkları Vatikan vari Ortodoks Rum devletidir.
Fatih’in emaneti olan İstanbul üzerinde plan kuranların planın, bu ilk adımını atma çabasında olanlar karşılarında Kılıçarslanların, Orhan Gazilerin, Fatih Sultan Mehmetlerin, Abdülhamid’in ve Gazi Mustafa Kemal’in selini bulacaklardır. Milletimizin bu topraklardaki bin yıllık egemenliği kimden gelirse gelsin, hiçbir siyasi desise ve tuzağa kurban edilemeyecektir.
Ziyaretin en kritik ve tehlikeli noktası, Vatikan’ın resmi açıklamasında, Fener Rum Patrikhanesi’nden ve İznik’teki etkinlikten “ekümenik” diye bahsetmesidir. Bu ifade, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapısını ve taraf olduğu anlaşmalarını hiçe sayan bir meşrulaştırma çabasıdır.
Lozan Barış Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, İstanbul’da bulunan Fener Rum Patriği, siyasi ve diplomatik hiçbir yetkiye sahip değildir. Patrik, sadece İstanbul’daki Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü bir din görevlisidir. Fener Patriği’nin hukuk önündeki statüsü, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisi olmaktan öteye geçmez. Bu yetki sınırının dışına çıkılarak “ekümenik” (evrensel) liderlik iddiasında bulunması, hukuki hiçbir dayanağı olmayan bir saçmalıktır.
Fener Patriği’nin tüm Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri olduğu iddiası, Fatih Müftüsü’nün kendisini tüm Müslümanların Halifesi ilan etmesi kadar temelsiz ve gerçek dışı bir iddiadır. Bu iddia, Türk yargısı ve uluslararası anlaşmalar karşısında yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti, kendi topraklarında, kendi merî kanunlarına tabi bir din görevlisine, evrensel bir siyasi yetki atfedilmesine asla izin vermeyecektir.
Hükümete çağrımız; milli egemenliğimiz asla pazarlık konusu yapılamaz.
Bu kabilden “dini görünümlü siyasi ziyaretler”, toplumsal dezenformasyon oluşturma ve milli birliğimizi zedeleme amacını taşımaktadır. Bu ziyaretin “turizm” hareketi olarak geçiştirilmesi, meseleyi hafifletmekten çok, tehlikenin boyutunu görmezden gelmektir.
Hükümeti, bu ziyareti organize edenlerin gerçek niyetlerini net bir şekilde görmeye ve milli egemenliğimizin kırmızı çizgilerini korumaya davet ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir siyasi manevraya alet edilmesine, bölücü tohumların ekilmesine ve patrikhanenin bu hukuksuz “ekümeniklik” iddiasının meşrulaştırılmasına derhal engel olunmalıdır.
Türk Milleti zekidir ve feraset sahibidir. Bütün bu olup bitenleri görecek ve gerekli tepkiyi ve hak edenlere, hak ettikleri dersi vermesini bilecek tarihsel tecrübeye ve kararlılığa sahiptir.
Burada bir kere daha ifade ediyoruz ki:
Ulusal egemenliğimiz pazarlık konusu yapılamaz!
Milletimiz, gafilleri ve hainleri bilir ve affetmez.
Milletimiz müsterih olsun. Milli Görüşçüler olarak, bu ihanet girişiminin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Mübarek ceddimiz gibi, son nefesimize kadar bu cennet vatanı koruyacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.








