Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un yıllar önceki ölümüyle ilgili soruşturma yeniden genişletildi. Hazırlanan bilirkişi raporunda, Denizolgun’un göğsüne dizle baskı uygulanarak ağız ve burnunun yastıkla kapatılması sonucu öldürülmüş olabileceği belirtildi. Savcılık, ölümün şüpheli olduğuna dikkat çekerken, otopsi kayıtları ve olayla ilgili yeni deliller de incelemeye alındı.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken yeni ayrıntılar ortaya çıktı. “Süleymancılar” olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve bazı şüpheliler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Denizolgun’un ölüm dosyası da yeniden ele alındı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, eski bakanın ölümüne ilişkin otopsi görüntüleri yeniden incelendi. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, ölümün şüpheli olduğu değerlendirildi.

Yastıkla boğulma ihtimali rapora girdi
Bilirkişi raporunda, Denizolgun’un göğsüne dizle baskı uygulanması ve ağız ile burnunun yastıkla kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olabileceği belirtildi.
İncelemede, eski bakanın sağ meme altından göğüs ortasına doğru uzanan dört ayrı morluk tespit edildi. Bu bölgelerdeki dokularda da kanama bulunduğu kaydedildi.
Raporda, lezyonların konumu ve boyutları dikkate alındığında, bir kişinin Denizolgun’un göğsüne dizleriyle baskı uygularken aynı anda ağız ve burnunu yastıkla kapatmasının mümkün olduğu değerlendirildi.
Bilirkişi, mevcut bulgular doğrultusunda kasten öldürülme ihtimalinin bilimsel açıdan kesin şekilde elenemeyeceğine dikkat çekti.
Ölüm nedeni daha önce beyin kanaması olarak kaydedilmişti
Denizolgun’un ölüm nedeni daha önce yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması olarak kayıtlara geçmişti. Ancak savcılık, eski bakanın ölümünden önce yaklaşık 36 saat boyunca kendisinden haber alınamamasını ve olayın ardından yaşanan bazı gelişmeleri yeniden incelemeye aldı.
Soruşturma kapsamında telefon kayıtları, Denizolgun’un son görüldüğü saatler ve olay günü çiftlikte bulunan kişilerin ifadeleri mercek altına alındı.
Denizolgun’un cansız bedeninin bulunmasının ardından polise hemen haber verilmediği de soruşturmanın başlıklarından biri oldu. İddiaya göre, önce yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ile özel doktoru Nurettin Demirkol olay yerine geldi. Polise ise eski bakanın bulunmasından yaklaşık dört saat sonra haber verildi.
Savcılık, söz konusu gecikmenin nedenini de araştırıyor.
Fethi kabir işlemi yapıldı
Şüpheli ölüm iddialarının yeniden gündeme gelmesinin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararıyla Denizolgun’un mezarı açılarak fethi kabir işlemi gerçekleştirildi.
Adli Tıp Kurumu tarafından mezardan alınan örnekler üzerindeki incelemeler tamamlandıktan sonra yeniden Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Örneklerden elde edilecek sonuçların ölüm nedeninin aydınlatılmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Otopsi görüntüleriyle ilgili soruşturma
Soruşturmanın önemli başlıklarından birini de otopsi görüntülerinin akıbeti oluşturuyor.
Başsavcılığın farklı tarihlerde yaptığı taleplere ilk aşamada otopsiye ilişkin görüntü kaydı bulunmadığı yönünde yanıt verildiği, daha sonra ise kayıtların mevcut olduğunun bildirilerek dosyaya gönderildiği belirtildi.
Bu süreçte görev alan bazı kişiler hakkında “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Ayrıca Denizolgun’un ölümünü “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendiren raporda imzası bulunan doktorların işlemleri de inceleme kapsamına alındı.
Savcılık ayrıca fethi kabir işleminin sonuçları, HTS kayıtları, olay günü yapılan ilk müdahaleye ilişkin polis kayıtları ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile gerçekleştirilen yazışmaları da dosyaya dahil etti.
Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkındaki soruşturmanın ise “adam öldürme” suçlaması üzerinden sürdüğü bildirildi.
Arif Ahmet Denizolgun kimdir?
Arif Ahmet Denizolgun, 11 Mayıs 1956’da dünyaya geldi. Mimar olan Denizolgun, siyasi kariyerine Refah Partisi’nde başladı.
1995 genel seçimlerinde Antalya’dan milletvekili seçilerek TBMM’ye giren Denizolgun, 28 Şubat sürecinin ardından siyasi hayatını bağımsız olarak sürdürdü. ANASOL-D koalisyonu döneminde Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlendi.








