Ekşi mayalı köy ekmeği hamuruna zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ceviz, susam ve haşhaş eklenerek hazırlanan Bursa’ya özgü bayram çöreği, ramazan ve kurban bayramı sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Yoğun talep nedeniyle mahallede mesai bayrama 3 gün kala başlıyor ve bayram sabahına kadar fırınlar hiç sönmeden aralıksız devam ediyor. Odun ateşiyle ısıtılan taş fırınlarda pişen çörekler, içeriğine göre 150 ile 180 lira arasında alıcı bulurken, sade ekşi mayalı köy ekmekleri ise 70 liradan satılıyor.
3 Gün 3 Gece Uykusuz Mesai
Ürünlü Mahallesi’nde bu köklü geleneği yaşatan iki komşudan biri olan Seyhan Mestan, evinin önündeki iki taş fırında bayrama özel üretim yaptıklarını belirterek, “Ekşi maya ekmek hamurundan yapıyoruz. Bayram öncesi siparişleri deftere not ediyoruz. Bayrama 3 gün kala fırınlar bir yanar, bayram sabahına kadar aralıksız ekmek ve çörek pişiririz” dedi.
Aynı mahallede taş fırın kültürünü sürdüren Nuran Öz ise sipariş yetiştirmekte zorlandıklarını vurgulayarak, “Defter kalem elimizde önceden siparişleri alırız. Kime hangi gün ve saati verdiysek gelip taze taze alırlar. Sipariş vermeden arife günü Ürünlü’ye gelenlerin bayram çöreği bulması tamamen şansa bağlı. Fazladan üretiyoruz ama anında bitiyor, her zaman bulmak zor” ifadelerini kullandı.
El Öpmeye Gelen Misafirlere “Çörek” Hediyesi
Bayram çöreğinin yapılışını ve önemini anlatan Nuran Öz, bu ekmeğin sadece sofraları süslemediğini, aynı zamanda çok değerli bir bayram hediyesi olduğunu belirtti:
“Ekşi maya hamuru açıp içine zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ceviz ve susam koyup katlıyoruz. Üzerine köy yumurtası sürüp taş fırına veriyoruz. Bu ekmek, büyüklerin evine gelen misafirlere verdiği geleneksel bir hediyedir. Büyükler, evine el öpmeye gelen çocuklarını, torunlarını, akrabalarını eli boş göndermez; bu ekmekten hediye eder. Bu yüzden bazı aileler tek seferde 30-40 tane ekmek yaptırıyor.”
Geçmişte Ürünlü’de her evin bahçesinde bir taş fırın bulunduğunu ve bu kültürün çok yaygın olduğunu hatırlatan Öz, günümüzde bu mirası sadece iki komşu olarak yaşattıklarını, annelerinden öğrendikleri bu değerli geleneği kızlarına da öğreterek geleceğe aktarmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.








