#

Bursa

Analog fotoğrafçılığının yaşatıldığı müze

Bursa’da 6 yıl önce Nilüfer Belediyesi tarafından açılan fotoğraf müzesinde, filmlerin banyo işlemi ve tab edilmesine dayalı klasik analog fotoğrafçılığı yaşatmak için oluşturulan karanlık odada eğitim görenler adeta maziye yolculuk yapıyor.

Nilüfer ilçesi Gümüştepe (Misi) Mahallesi’nde kurulu müzede, dijitalleşen fotoğrafın analog ruhunun yaşatılması amacıyla oluşturulan karanlık odada, fotoğraf filminin banyo ve baskı süreçleri katılımcılara öğretiliyor.

Eğitime gelenler, iki gün boyunca müzenin konseptine ve misyonuna uygun olarak tarihi filmlerde gördüklerini deneyimleme imkanı buluyor. Müzede şu ana kadar yaklaşık 120 kişiye eğitim verildi.

Müzenin sorumlusu ve eğitmen Bahadır Öztuna, üniversite yıllarında karanlık oda eğitimi aldığını söyledi.

Bursa’da yaklaşık 6 yıldır bu alanda eğitim verdiğini belirten Öztuna, “Bizim isteğimiz; müzenin konseptine ve misyonuna uygun olarak karanlık odanın o banyo kokusunu, kimyasal kokusunu katılımcıların da yaşaması. Daha çok filmlerde görülen kırmızı ışığın ruhunu ve o ‘sihir’ dediğimiz bembeyaz kağıt üzerinde görüntünün gelişmesi aşamalarını öğreniyorlar.” dedi.

Öztuna, bir fotoğraf müzesinin karanlık odasız olmayacağını vurguladı.

“Nasıl oluyor da böyle oluyor?” mantığıyla ilerledikleri için katılımcıların eğlenerek öğrendiğini kaydeden Öztuna, şöyle devam etti:

“Buradaki amaç didaktik bir eğitim vermekten ziyade karanlık odanın ruhunu yaşatmak ve bunu biraz eğlenceli şekilde yapmak. Çok büyük bir karanlık odamız yok ama işlev olarak yeterli donanıma sahip. Karanlık oda müzenin ruhuyla eşleşen bir şey. Fotoğrafın tarihi anlatıyorsanız bunun içinde bir karanlık oda deneyimini de göstermeniz lazım. Bunu bir sergileme yöntemiyle kimseye anlatamazsınız.”

“İsteyen gelip burada çalışabiliyor”

Öztuna, Türkiye’de halka açık karanlık odanın sayılı mekanlarda bulunduğunu dile getirdi.

Bursa’da hem eğitim veren hem de halkın kullanımına açık tek karanlık odanın bu müzede bulunduğuna değinen Öztuna, “Ayrıca şöyle bir farkımız da var, isteyen gelip burada çalışabiliyor. Eğer kişinin karanlık oda bilgisi ve yetkinliği varsa randevusunu alıp istediği gibi çalışabiliyor. Filmini ve baskı kartlarını yanında getirdiği sürece biz burada tüm teknik malzeme ve kimyasalları sağlıyoruz. İstediği kadar da burada kalıp çalışabiliyor, sınırlama getirmiyoruz.” ifadesini kullandı.

Bahadır Öztuna, eylülden bir sonraki yıl hazirana kadar her ayın üçüncü hafta sonu düzenlenen eğitimlerde katılımcılara içine hazır film yerleştirilen bir analog makine verildiğini ve katılımcılarla Gümüştepe’de çekim için fotoğraf keşfine çıktıklarını ifade etti.

Fotoğraf çekiminin ardından öğleden sonra müzeye dönerek film banyosunun hazırlıklarına başladıklarını anlatan Öztuna, şu bilgileri verdi:

“Filmin banyo sürecinde üç kimyasalımız var: Geliştirici, durdurucu ve sabitleyici. İlk başta geliştiriciyi döküyoruz, geliştirici görüntünün ortaya çıkmasını sağlıyor. Bir sonraki kullandığımız banyo durdurucu. Kimyasalın reaksiyonunu durdurarak görüntünün geliştiği yerde kalmasını sağlıyor. Son banyo ise sabitleyici. Sabitleyici banyoda artık o üzerindeki bütün gümüş tuzları akıyor. Böylelikle o bizim siyah beyaz baktığımızda ışığa tuttuğumuzda gördüğümüz film oluşuyor aslında. Bütün bu kimyasallardan temizlenmek üzere bir akarsu üzerinde yıkanıyor ve tamamen kimyasallardan arınıyor. Ardından askıya bırakıyoruz. 4-5 saatte kuruyor ve böylelikle baskıya hazır hale geliyor.”

“Ortaya çıkan sonuç her zaman büyüleyici oluyor”

Öztuna, eğitimin ikinci gününde ise kurumaya bırakılan filmlerin baskı aşamasına geçtiklerini belirtti.

Film banyosu ve kart baskı aşamalarının benzer özellikler taşıdığını ifade eden Öztuna,”Kart baskı aslında film banyosu mantığına benzer bir mantığa dayanıyor. Kartla film arasında sadece kullanılan kimyasallar bakımından ufak farklılıklar var. Böyle olunca doğal olarak kullandığımız kimyasallarda aynı oluyor. Geliştirici, durdurucu, sabitleyici ve sonrasında yıkama. İşlem çok benzer.” diye konuştu.

Baskı sonucunda elde edilen baskının her zaman büyüleyici olduğuna dikkati çeken Öztuna, “30 senedir bu işle uğraşıyorum ancak beyaz kağıdın içinden yavaş yavaş gelen o görüntü beni halen büyülüyor. Bir sihirdir orada onun çıktığını görmek.” değerlendirmesinde bulundu.

Öztuna, iki gün süren eğitimi tamamlayan katılımcıların çektiği fotoğrafların kendilerinde anı olarak kaldığını sözlerine ekledi.