Mücadelelerini renklerle anlattılar
Bursa Kanserle Savaş Derneği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Minareliçavuş’taki Moral Evi’nde gerçekleştirilen “Pembe Anka’nın Hikâyesi” adlı resim atölyesinde, meme kanseriyle mücadele etmiş 10 kadın bir araya geldi. Gönüllü resim öğretmeni Naime Tamgüç’ün rehberliğinde düzenlenen etkinlikte kadınlar, yaşadıkları zorlu süreci, dirençlerini ve yeniden hayata tutunma hikâyelerini renklerle ifade etti.

Çalışmanın merkezinde, kendi küllerinden yeniden doğuşu simgeleyen Anka kuşu yer aldı. Resimdeki pembe Anka, kadınların mücadelelerini ve yeniden ayağa kalkışlarını temsil ederken kuşun kanatları, yaşanan kayıplara rağmen umudun ve yaşama tutunma gücünün devam ettiğini anlattı. Etkinlikte verilen “Bir tüyümüzü kaybetsek de kanatlarımız daha güçlü” mesajı, kadınların ortak duygularını yansıttı.

“Anka kuşu, yeniden hayata merhaba demeyi simgeliyor”
Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş, etkinliğin hem farkındalık oluşturmak hem de kanserle mücadele etmiş kadınlara destek olmak amacıyla düzenlendiğini belirtti. Ecemiş, atölyeye katılan kadınların yaşadıkları süreci başarıyla geride bıraktıklarını ifade ederek şunları söyledi:
“Bugün bir atölye çalışması gerçekleştiriyoruz. 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediğimiz etkinliklerimizden birini, Bursa’da Minareliçavuş’taki Moral Evi’nde, cesur yürekli kadınlarımızın öncülüğünde gerçekleştiriyoruz. Bugün eğitim veren ve fırçalarıyla tuvallere duygularını aktaracak olan kadınlarımızın hepsi bu süreci başarıyla atlattı. Onları zafer kazanan, cesur yürekli kadınlar olarak tanımlıyoruz.
Bugünün en değerli noktalarından biri, çizilecek resimde Anka kuşunun yer alması. Herkesin bildiği gibi Anka kuşu, kendi küllerinden doğarak yeniden dirilen ve hayata merhaba diyen bir kuştur. Biz de burada Anka kuşunu, kanserle mücadele eden kadınlarımızı temsilen resmedeceğiz.

Bu kursu yöneten sevgili Naime Hocam’a çok teşekkür ediyorum. Kendisi hem bizim içimizden biri hem de bir gönül dostumuz. Bugün kadınlarımıza liderlik ederek böyle anlamlı bir programa imza atacak.
Aslında buradaki amacımız farkındalık oluşturmak ve tüm kadınlarımızı sağlık kontrollerini yaptırmaları için KETEM’lere, yani Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine yönlendirmek. Anka kuşu temalı çalışmalar belki sonraki programlarda da yapılacak ancak asıl amacımız, sağlıklı bir gelecek için kadınlarımıza sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini hatırlatmak.”

“Kırıldığımız yerlerden ışık saçmaya başladık”
Yaklaşık 12 yıldır öğretmenlik yapan ve kendisi de kanserle mücadele eden gönüllü resim öğretmeni Naime Tamgüç, projenin kadınların hikâyelerinden yola çıkarak hazırlandığını söyledi. Üç buçuk yıl önce nakil olduğunu ve sağlık durumunun iyiye gittiğini belirten Tamgüç, bu süreçten geçmiş biri olarak kadınlara destek vermeyi gönüllü olarak kabul ettiğini ifade etti.
Çalışmanın adının “Pembe Anka’nın Hikâyesi” olduğunu belirten Tamgüç, resimdeki her ayrıntının ayrı bir anlam taşıdığını anlattı:
“Bu, yalnızca küllerinden yeniden doğan bir Anka kuşunu anlatmıyor. Aslında her koşulda mücadele eden, zorluklarla karşılaşan ve onları aşmaya çalışan kadınların hikâyesini ifade ediyor. Çalışmada bir güneş var. Bu güneş, içimizdeki umudu simgeliyor.
Pembe Anka kuşunun sivri ve keskin çizgileri, zorluklardan nasıl dirençli bir şekilde çıktığımızı simgeliyor. Ayrıca aşağıda dağlarımız var. Bu dağların arasında kırılmış ve ışıksız kalmış bölgeler bulunuyor. Bazen kırılmamız gerekir ki o kırıkların arasından bir ışık sızabilsin. İşte biz de tam olarak bunu gerçekleştirdik. Kırıldığımız yerlerden ışık saçmaya başladık. Çünkü Anka kuşları gibi biz de pembe Anka’larız ve yeniden doğduk.
Bir de tüyümüz aslında çok derin bir anlam ifade ediyor. Bu tüyün birçok anlamı var. Kaybettiğimiz bir organ, bir kişi, bir eşya ya da bir duygu olabilir. Belki de biz yalnızca bir tüyümüzü kaybetmişizdir. Ama kanatlarımız hâlâ yerinde duruyor ve biz o kanatlarımızla yeniden doğuyoruz. O yüzden bu kuşun bizim için anlamı çok derin.”
Tamgüç, etkinliğin kendisi için de özel bir anlam taşıdığını belirterek kanserle mücadele eden kadınların hikâyelerini sanata dönüştürmekten mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Erken teşhis sayesinde tedaviye başladı
Etkinliğe katılan Asiye Genç ise 2024 yılında meme kanseri olduğunu öğrendiğini ve hastalıkla mücadele sürecinde erken teşhisin yanı sıra sağlık çalışanlarının ve çevresindeki insanların desteğini gördüğünü anlattı. KETEM çalışanlarının kendisini sürekli takip ettiğini, tedavi sürecinde yalnız bırakmadığını belirten Genç, teşhisin ardından yaklaşık bir ay içinde ameliyat olduğunu ve Onkoloji Hastanesi’nde radyoterapi gördüğünü söyledi.

Hastalığı öğrendiğinde büyük bir üzüntü yaşadığını dile getiren Genç, özellikle psikolojik desteğin kendisi için önemli olduğunu vurguladı:
“Tabii ki çok üzüldüm. Ailemde daha önce böyle bir hastalık yoktu. İlk başta kendimi dipsiz bir kuyuda gibi hissettim. Şahsuvar Hocam’la tanıştıktan sonra sağ olsun, beni o kuyudan çıkardı. Onun gibi insanların var olması benim için çok güzel bir şey. Keşke kimse hasta olmasa ama onun gibi insanların çoğalmasını diliyorum. Hem psikolojik olarak destek oluyor hem de hastalığın ilerleyişini ve tedavi sürecini o kadar güzel anlatıyor ki… Tatlı dilli, insanı çok güzel motive eden ve bu konuda çok bilinçli biri.”
KETEM çalışanlarının kendisini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını belirten Genç, telefonlarına cevap veremediği zamanlarda bile eşine ulaşarak kendisini takip ettiklerini anlattı. Erken teşhis sayesinde hastalığının birinci evrede belirlendiğini ifade eden Genç, sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

“Umutsuz insanlara ışık oldular”
Resim atölyesinin kendisine iyi geldiğini söyleyen Genç, ortaya çıkan çalışmanın kadınların yaşadıklarını yansıttığını belirtti. Etkinlik sayesinde kendisini daha rahat hissettiğini ve yeniden nefes alıyormuş gibi olduğunu dile getiren Genç, şöyle konuştu:
“Yapılan çalışma bizim hayatımızı anlatıyor. Sanki bizden bir parça gibi. Bu da bizi mutlu ediyor. Bir rahatlama, bir değişiklik gibi… Çok güzel bir şey. Sağ olsun arkadaşlar, dernek çatısı altındaki herkes.
Onlarla birlikte kendimi daha rahat hissediyorum. Sanki yeniden rahat nefes alıyorum. İçimde bir aydınlık doğmuş gibi. Bu da bana iyi geliyor.”
Kanserle mücadele eden kişilerin doğru bilgiye ulaşmasının önemine de dikkat çeken Genç, Onkoloji Hastanesi’nde açılan Onkoloji Okulu’nun kendisini mutlu ettiğini söyledi. Hastalık sürecinde kulaktan dolma bilgiler yerine uzmanlardan bilgi almanın önemini vurgulayan Genç, “Bizim gibi karanlığa düşmüş, umutsuz hisseden insanlara umut ve ışık oldular, olmaya da devam ediyorlar” dedi.

Kadınlara sağlık kontrollerini ihmal etmeyin çağrısı
Bursa Kanserle Savaş Derneği, sanatın bir araya getirici ve destekleyici gücünden yararlanarak kadınların yaşadıklarını paylaşabilecekleri bir ortam oluşturmayı hedefliyor. Etkinlikte, kanserle mücadele eden kadınların yalnız olmadıkları mesajı verilirken düzenli sağlık kontrollerinin ve erken teşhisin önemi de hatırlatıldı.
Dernek Başkanı Ümit Ecemiş, motivasyonu artıran etkinliklere katılmak isteyen kadınlara çağrıda bulunarak Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin kapılarının herkese açık olduğunu belirtti. Ecemiş, derneğin sosyal medya hesapları üzerinden iletişim kuran kadınların etkinliklere katılabileceğini ifade etti.

Pembe Anka’nın her ayrıntısı ayrı bir hikâye anlatıyor
“Pembe Anka’nın Hikâyesi” adlı çalışmada tablonun merkezinde yer alan geometrik hatlara sahip pembe Anka kuşu, meme kanseriyle mücadele eden kadınların yeniden doğuşunu ve güçlü duruşunu simgeliyor. Kendi küllerinden yeniden doğan Anka kuşu, kadınların yaşadıkları zorluklara rağmen hayata daha güçlü tutunmalarını temsil ediyor. Kuşun keskin ve köşeli çizgileri mücadele sırasında gösterilen kararlılığı ve direnci yansıtırken tablonun altındaki koyu renkli dağlar ile altın yaldızlı çatlaklar, hastalık sürecinde yaşanan acıları, zorlukları ve geride bırakılan engelleri anlatıyor.
Dağlardaki çatlaklardan süzülen ışık, yaşanan kırılmaların ardından ortaya çıkan gücü ve umudu simgeliyor. Arka plandaki parlak güneş ise şifayı, yaşam enerjisini ve karanlık günlerin ardından gelen aydınlığı temsil ediyor.
Tablonun sağ tarafında yer alan tek bir pembe tüy ise çalışmanın en anlamlı ayrıntılarından biri olarak öne çıkıyor. Hastalık sürecinde kaybedilen bir organı, bir bedensel parçayı ya da geride bırakılan bir kaybı simgeleyen tüy, kadınların yaşadıkları kayıplara rağmen güçlerinden hiçbir şey kaybetmediklerini anlatıyor. Anka kuşunun bir tüyü eksik olsa da kanatlarını açarak yeniden doğması, kadınların yaşama tutunma iradesini ve umutlarını temsil ediyor.
Altın yaldızlı ayrıntılar da kanserle mücadele eden kadınların içlerindeki eşsiz değeri, zarafeti ve gücü vurguluyor. “Bir tüyümüzü kaybetsek de kanatlarımız daha güçlü” mesajıyla şekillenen çalışma, yaşanan zorlukların kadınları tanımlamadığını; dayanışma, umut ve dirençle yeniden doğmanın mümkün olduğunu anlatıyor.








