Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul’da adliye muhabirleriyle gerçekleştirdiği toplantıda gündemdeki soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplantının öne çıkan başlıklarından biri, 2020 yılında Tunceli’de kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası oldu.
Gürlek, Doku’nun cansız bedeninin kimyasal madde kullanılarak ortadan kaldırılmış olabileceğini ifade etti. Dosyada yer alan bazı beyanlarda naaşın farklı noktalara taşınmış olabileceğine yönelik bilgilerin bulunduğunu belirten Gürlek, soruşturmadaki en önemli hedefin Doku’nun naaşına ulaşmak olduğunu söyledi.
Ailesinin yıllardır kızlarından gelecek haberi beklediğine dikkat çeken Gürlek, Doku’nun bulunmasının aile açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Soruşturma kapsamında geçmişte bazı kamu görevlilerinin sahip oldukları yetkileri kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya delillerin karartılmasına yönelik girişimlerde bulunduğuna ilişkin ciddi iddia ve bulgular bulunduğunu aktaran Gürlek, soruşturmanın kişiler ve makamlar üzerinden değil, somut deliller üzerinden yürütüleceğini vurguladı.
Gürlek, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü süreçlerin devam ettiğini ve soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gelişmeler yaşanabileceğini kaydetti.
Bakan Gürlek, Doku dosyasının toplumda önemli bir hassasiyet oluşturduğunu belirterek, aradan yıllar geçse dahi suç iddialarının aydınlatılabileceğine dikkat çekti.
Rojin Kabaiş soruşturmasında telefon incelemesi sürüyor
Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmaya da değindi.
Kabaiş’in cep telefonuyla ilgili bazı noktaların henüz netlik kazanmadığını belirten Gürlek, DNA incelemelerinin gerçekleştirildiğini, telefona yönelik teknik çalışmaların ise sürdüğünü söyledi.
Bakan Gürlek, soruşturmanın mevcut aşamasında doğrudan ve kesin bir sonuca ulaştıracak somut bir verinin bulunmadığını, başsavcılık tarafından farklı hususların değerlendirilmeye devam edildiğini aktardı.
Alihan Kuriş soruşturmasında mali ilişkiler inceleniyor
Adalet Bakanı Gürlek, Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik soruşturmanın mali boyutuna ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Soruşturmanın Almanya’daki adli makamlarla iş birliği içerisinde sürdürüldüğünü belirten Gürlek, bazı mali işlemlerin hangi kaynaklarla ve kimlerin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması amacıyla uluslararası adli yardımlaşma mekanizmalarının kullanıldığını ifade etti.
Soruşturmanın dini yapılanmalara yönelik genel bir çalışma olmadığını vurgulayan Gürlek, incelemenin dolandırıcılık ve suç teşkil ettiği değerlendirilen mali yapılanmalar üzerinden yürütüldüğünü söyledi.
Gürlek, soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyonun gerçekleştirildiğini ve bildiği kadarıyla yaklaşık 80 kişinin tutuklu bulunduğunu açıkladı.
Şirket ve dernek kayıtlarının da incelendiğini belirten Gürlek, eğitim gören öğrenciler veya Kur’an kurslarına devam eden çocukların soruşturmanın konusu olmadığını, incelemenin MASAK raporları ve diğer deliller doğrultusunda değerlendirilen mali yapılanmaya odaklandığını kaydetti.
Davutoğlu ve Gökçek soruşturmalarına ilişkin açıklama
Gürlek, eski Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yürütülen soruşturmalara ilişkin de bilgi verdi.
Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yürütülen soruşturmada zaman aşımı tartışmalarına değinen Gürlek, suçun işlendiği ileri sürülen tarih bakımından zaman aşımı süresinin dolmadığının değerlendirildiğini söyledi.
Bir soruşturmanın hangi tarihte başlatılmış olmasının tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmeyeceğini belirten Gürlek, değerlendirmede suç unsurlarının oluşup oluşmadığı ve zaman aşımı olmak üzere iki temel unsurun dikkate alındığını ifade etti.
Melih Gökçek ve oğulları hakkında yürütülen soruşturmanın ise yapılan ihbarlar üzerine başlatıldığını aktaran Gürlek, ihbar ve şikayetlerin savcılık tarafından hukuki çerçevede değerlendirildiğini belirtti.
Gürlek, soruşturmalarda kişilerin isim ve makamlarına göre hareket edilmediğini, sürecin hukuki deliller doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.








