“Depremin afete dönüşmesi kaçınılmaz değil”
17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirmesine, yaklaşık 50 bin kişinin yaralanmasına ve 375 bin yapının hasar görmesine neden olduğu hatırlatıldı.
Jeoloji Mühendisleri Odası, depremin bir doğa olayı olduğunu ancak yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma ve denetimsizlik nedeniyle afete dönüşebileceğini belirtti.
Açıklamada, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu vurgulanırken, depremlerin afete dönüşmesinin “kaçınılmaz ve kader” olmadığı ifade edildi.

Mikrobölgeleme çalışmalarına dikkat çekildi
Açıklamada, afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığına dikkat çekildi.
Kentlerin jeolojik yapısının ortaya konulması, mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması ve aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerektiği belirtildi.
İmar, yapılaşma ve arazi kullanım kararlarının da bilimsel veriler doğrultusunda alınması gerektiği ifade edildi.

“Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı”
Jeoloji Mühendisleri Odası, kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca yapı yenileme faaliyeti olarak ele alınmaması gerektiğini savundu.
Açıklamada deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların dönüşüm süreçlerinde temel alınması gerektiği belirtildi.
Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığı vurgulandı.
“Yarısı Bizden” desteği Güney Marmara için de uygulanmalı
Açıklamada, mevcut riskli yapı stokunun azaltılması amacıyla uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasına da değinildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası, kampanya kapsamında her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlandığını belirterek, toplam 1 milyon 875 bin liralık desteğin kentsel dönüşüm açısından önem taşıdığını ifade etti.
Açıklamada, İstanbul’daki riskli yapı stoku ile Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’deki riskli yapı stokları karşılaştırılarak şu soru yöneltildi:
“Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi?”
“Bir 27 yıl daha kaybedilmemeli”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, bütün yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetim sisteminin güçlendirilmesini talep etti.
Açıklamada ayrıca afet eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması ve afet yönetiminin daha güçlü bir kurumsal yapıya kavuşturulması gerektiği belirtildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” mesajını verdi.
Açıklamanın sonunda afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğu belirtilerek, güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğu ifade edildi.








