Haber Kaynağı
İhlas Haber Ajansı
Şiddetli geçimsizlik yaşayan çift, karşılıklı olarak boşanma davası açtı.
Erkek tarafı, eşinin kendisine “defol”, “pis”, “bunak” ve “moruk” gibi ifadeler kullandığını, yemek vermediğini ve buzdolabını kilitlediğini öne sürdü. Ayrıca uzaklaştırma kararlarının haksız yere alındığını savunarak boşanma, velayet ve tazminat talebinde bulundu.
Kadın ise eşinin kendisini ve önceki evliliğinden olan çocuklarını aşağıladığını belirterek, yaptığı yemekler için “Yemeklerin zehirli”, “Sen cahilsin”, “Sen ne anlarsın”, “Tipe bak”, “Hırsız”, “Utanmaz” gibi ifadeler kullandığını ileri sürdü.
Aile Mahkemesi, tarafların karşılıklı hakaret ettiğini kabul etti.
Mahkeme, kadının hakaret içerikli sözleri nedeniyle kusurlu olduğuna karar verirken, erkeğin eşini sürekli aşağılaması, yaptığı yemekleri küçük düşürmesi ve evin mutfak ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaması nedeniyle daha ağır kusurlu olduğuna hükmetti.
Mahkeme, çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velayetinin babaya verilmesine, kadın lehine nafaka ile maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Erkeğin kararı istinaf ve ardından temyize taşımasının ardından dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin değerlendirmesini hukuka uygun buldu.
Böylece, eşinin yemeklerini sürekli küçümseyen, hakaret eden ve aşağılayıcı ifadeler kullanan erkeğin ağır kusurlu sayıldığı karar kesinleşerek emsal niteliği kazandı.