Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın ülkeye, millete ve demokrasiye hayırlar getirmesini temenni etti. Yola çıktıkları ilk günden beri milletle bütünleşmelerinin katlanarak ve güçlenerek devam ettiğini belirten Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak 7 Haziran’da yapılan ara seçimlerde milletle kurulan gönül köprülerinin sağlamlığına bir kere daha şahitlik ettiklerini söyledi.
“Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır”
Erdoğan, 7 Haziran Pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat’taki 6 beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere halkın sandık başına gittiğini hatırlatarak, “Yapılan ara seçimlerde 6 beldenin 4’ünde AK Partimizin, birinde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı ipi göğüslemiştir. Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşehrilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağ’ı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altın’ı, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıran’ı, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer’i canı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’nden Tokat Kuşçu Belde Belediye Başkanlığı’na seçilen Hikmet Temizel’e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize, beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, 7 Haziran’da Türkiye genelinde 355 mahallede muhtarlık, 37 mahallede ise ihtiyar heyeti için sandık kurulduğuna da değinerek, seçilen muhtarları da yürekten tebrik ettiğini ve kendilerine başarılar dilediğini sözlerine ekledi.
“Sandık sonuçlarının gelmesiyle daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmaz oldu”
Yapılan ara seçimlerde ortaya çıkan sonuçlara dikkati çeken Erdoğan, “Malumunuz bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehre sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor, kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var, ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. Nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar; ‘öndeyiz’ diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar” dedi.
“Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar, hatayı kendilerinde değil milletin tercihlerinde aradılar” diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Yaşadıkları ağır hezimete rağmen siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar. Bugün de aynısını yapıyorlar. Faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim; beyler kusura bakmayın. Siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz. Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir. Bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun, bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun, bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir.”
“Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir”
CHP’nin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman AK Parti’yi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak kendilerine toz kondurmadıklarını dile getiren Erdoğan, “Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik; CHP’nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP’lilerdir. Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir. Kardeşlerim ‘rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim’ diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün halkın umudu dediklerine bugün ‘hain’ damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir. Tüm tarafların CHP’li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir” dedi.
“Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP’deki anafor bizi ilgilendirmiyor”
AK Parti’ye yönelik edep, adap, siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında tartışmanın uzağında durduklarını vurgulayan Erdoğan, “Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşorların tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik, aynı tavrımızı koruyoruz. Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP’deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz, nitekim bunu yapıyoruz” diye konuştu.
AK Parti olarak samimi temennilerinin suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimilerinin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılması olduğunu söyleyen Erdoğan, “Milletimizin huzuruna, Gazi Meclisimizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır” ifadelerini kullandı.
“Gazi Meclis’in nümayiş arenasına dönüştürülmesine rıza göstermeyiz”
Siyasette rakipleri dahi olsa TBMM çatısı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını arzu etmeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin terörize edilmesine, Gazi Meclis’in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır” açıklamasında bulundu.
“CHP’nin genel başkan koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur”
CHP’nin genel başkan koltuğunu kimin işgal ettiğinin kendi nazarlarında hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP’nin halk düşmanı, milli irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa ‘Boş ver Araplara paranı kaptırma’ diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz, Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye’yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz ellerine fırsat geçse Türkiye’yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı’ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda Ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz Sultan Fatih’in emaneti aziz İstanbul’un duvarlarını ‘Zulüm 1453’te başladı’ yazılarıyla kirleten mankurtlaradır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir” şeklinde konuştu.
“Özellikle dış politikada 2026 senesini en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini veriyoruz”
Tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ne bu Türkiye’ye ne de Türk milletine hiçbir fayda gelmeyeceğini aktaran Erdoğan, “Türkiye’nin güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı. Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye’nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken, her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz. Özellikle dış politikada 2026 senesini en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini veriyoruz” dedi.
“Trump’ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, NATO’nun insicamı bakımından kıymetli bir adımdı”
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Geçen hafta sonu İstanbul’umuz çevre diplomasisi alanında çok tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık Forumu, 183 ülkeden 120’ye aşkın bakanın, 200’ün üzerinde belediye başkanının ve 5 binden fazla katılımcının iştiraki ile ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildi. 2026 yılı inşallah Türkiye’nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz’da Ankara’da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi’ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump’ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi’ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi’nin NATO’nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. NATO dışında biliyorsunuz ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisini Antalya’da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP-31’in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.”








