Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 tarihinde 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci, kazada yaralanan 4 müştekiyle birlikte, maddi ve manevi zararlarının giderildiğini gerekçe göstererek davadan feragat etti. Ancak Aci’nin anne ve babası davadan çekilmediklerini açıkladı. Ailenin avukatı Hacı Orhan ve acılı baba Özer Aci, gelişmelere tepki gösterdi.
“Oğuz’un kemikleri sızladı”
Aci ailesinin avukatı Hacı Orhan, feragat kararının kendileriyle paylaşılmadan alındığını belirterek, “15 yıldır Oğuz’un babasının avukatlığını yapıyorum. Şükriye Hanım ne yazık ki kayınvalidesi ve kayınbabasından habersiz, dosyada diğer müştekilerden habersiz şekilde feragat dilekçesi vermiş. Bu olay aileyi derinden yaraladı. Aslında Oğuz’un kemikleri bugün sızlamıştır,” dedi.
Avukat Orhan, ailenin para talebi olmadığını da ifade etti: “Şükriye Hanım genç yaşta kaybettiği eşinin kan parasına tenezzül etmiştir, ne yazık ki. Bu aşamadan sonra artık Şükriye Aci olarak anılmasını kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bu aşamadan sonra Şükriye Aslan’dır. Bu saatten sonra ‘Aci’ soyadını kullanmaması gerekir.”
Ailenin verdiği maddi desteklere rağmen Şükriye Aci’nin son aylarda aileyle iletişimi kestiğini, Oğuz’un hayat sigortasından gelen yaklaşık 6 milyon liralık tazminatla birlikte, kira gelirleri ve taksi plakası gibi maddi kaynaklara sahip olduğunu belirten Orhan, “Ailenin desteğini reddetti. Onlardan ayrı bir yola girerek, para karşılığında bu şikayetten vazgeçtiler” dedi.
“Ben davamdan vazgeçmedim”
Acılı baba Özer Aci ise gelininin kararını medya aracılığıyla öğrendiğini ve büyük üzüntü duyduğunu söyledi. İlk haberlerde ailenin topluca davadan çekildiği izlenimi verildiğini ifade eden Aci, bu durumu kesin bir dille yalanladı:
“Ben bir davadan vazgeçmiş değilim. Oğlumun yasal mirasçıları eşi ve çocuğu olduğu için bu davadan sadece onlar vazgeçmiş. Üzülerek belirtmeliyim ki, bu kararı Şükriye Aci tek başına almış. Acaba çocuğu için yaptığı bu hamleyi neden benden gizli yaptığını, sizin aracılığınızla kendisine sorarım.”
“O parasında boğulsun”
Sözlerinin devamında öfkesini gizlemeyen Özer Aci, “O paraların içinde boğulsun. Ne kadar dayanacağını, o paranın onu ne yapacağını sağ olan herkes görecek. Benim yüzüme karşı avukatımla bir olup gelinimi dolandıracakmışım. Şimdi o, torunumun büyükbabasını dolandırmadı mı? Avukatıyla bir oldu. Beni dolandırdı. Ne kadar ücret aldığını, kaça oğlumun kanını sattığını bilmiyorum,” dedi.
Torununa sahip çıkmaya devam edeceğini vurgulayan Aci, şöyle konuştu:
“Torunumun 19-20 yaşlarına geldiğinde, annesinin bu kararını öğreneceğini biliyorum. O zaman vicdanı ne derse onu söyleyecektir. Belki de ‘Yazıklar olsun anne’ diyecek. Şükriye Hanım evliliği boyunca kira mı ödemiş, elektrik, su parası mı ödemiş? Oğlumun hayat sigortasından aldığı parayı ne yaptı? Benim oğlumun kanını paraya çevirdi. Yarın öbür gün, çocuğuna ‘Bu parayla seni büyüttüm’ dediğinde o çocuk nasıl hissedecek?”
“Gelin olmadı, gizli işler çevirdi”
Özer Aci, Şükriye Aci’nin hiçbir zaman kendisine “gelin” olmadığını belirtti: “Eğer gelin olsaydı böyle yapmazdı. Bana açık bir teklif gelmedi. 1,5 yaşındaki torunumun hakkını kimseye yedirmem dedim, yine de arkasındayım. Bu saatten sonra davaya gelmeyecekmiş, suçlular az ceza alacakmış… O veballe yaşasın. O paranın içinde boğulsun.”
“Kamuoyunu doğru bilgilendireceğim”
Özer Aci, konuyu kamuoyuna duyurma kararını da açıkladı: “Şu ana kadar hakkında konuşmadım. Ama yarın itibarıyla basın aracılığıyla doğruları anlatacağım. Ben davamdan vazgeçmedim, bunu herkese duyuracağım.”








